REİKİ

Chakra Nedir?

  
CHAKRALAR
Her insanın içinde, dışarıdaki fiziksel dünyayı yorumlayan bir sinir ağı ve duyusal organlar mevcuttur. Aynı zamanda, içimizde, fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal varlığımızı gözeten üç kanal (nadi) ve yedi enerji merkezinin (çakra) yeraldığı gizli bir beden bulunmaktadır.



Yedi çakranın herbirinin birçok ruhani niteliği vardır. Bu nitelikler, içimizde hiç zarar görmemiş olarak yeralırlar, ve kendilerini çoğunlukla ortaya çıkarmamalarına rağmen asla yok edilemezler. Kundalini uyandığı zaman, bu nitelikler kendiliğinden ortaya çıkmaya ve yaşamımız içinde kendilerini ifade etmeye başlarlar. Böylece, düzenli meditasyon ile, otomatik olarak çok dinamik, yaratıcı, güven dolu ve aynı zamanda alçakgönüllü, sevecen ve şefkatli oluruz.
Bu, Kundalini yükselmeye ve çakralarımızı beslemeye başladığı zaman
kendiliğinden gelişmeye başlayan bir süreçtir. Çakralar, biz bilincinde olsak da olmasak da, vücudumuzda her an aktif halde bulunan psişik merkezleridir. Enerji, çakralardan değişik ruhsal durumlar yaratarak geçer.

Çakralar; son yıllarda sıkça duyduğumuz; fakat ne olduğunu bilmediğimiz bir kavramdır. Çakralar; özellikle Doğu felsefesinde yoga, meditasyon, biyoenerji çalışmaları ve tedavileri yapan insanların kullandığı bir tabirdir. "Çark etmek" veya "çark gibi dönmek" yani "rahatsız olan bölgelerin merkezlerinin yapılan tedavilerle tekrar çark etmesi ve çalışması" anlamına gelir.



İnsan bedeninde yer alan enerji merkezleri; insanın fiziksel, zihinsel ve
ruhsal olarak durumunu belirler. Bu bölgelerdeki enerji akışlarında oluşan herhangi bir tıkanıklık, kişide bazı fiziksel ve ruhsal sorunlara sebebiyet verir.



Birtakım sosyolojik ve psikolojik nedenlerden dolayı kendi bedenini
tanıyamayan, bulunduğu konumda dış dünyaya kendini ifade edemeyen, kendisi ile bile iletişimi zayıf ve içine kapanık, çekingen ve sıkılgan olan insanların meditasyona, biyoenerjiye ve tabiî ki sağlam bir inanca, ruh kuvvetine ve maneviyata ihtiyacı vardır.



İnsan vücudunda ruhun bedenle, bedenin ruhla mutlaka bir ilişkisi mevcuttur. Tabir yerinde ise, insan iki kanatlı bir kuş gibidir. Sadece bedenimizin gıdasına, enerjisine vakit ayırıp, ruhumuzun gıdasını bir tarafa bırakırsak, olmaz. Her ikisini de kuvvetlendirmek ve enerjiyle doldurmak gerekiyor. Ruh, beden denen cesede girmiştir. işte çakralar dünyaya açılan enerji pencerelerimizdir.şimdi çakralarımızı tanıyalım.

KÖK ÇAKRA


Sanskritçe: Mulahadra
('kök' anlamına gelen 'Mula' ile 'destek' anlamına gelen 'adhara'
kelimelerinden türemiştir.)

Yer: Omuriliğin alt ucu

Renk: Kırmızı

Element: Toprak

Fonksiyon: Yaşama içgüdüzü, fizik aleme bağlılık, )erkekler için) cinsellik

İçsel Hal: Fizik planda denge

Beden bölgesi: Bacaklar, ayaklar, kemik yapısı, kalın bağırsak

Duyu :Koku

Taşları: Yakut, kırmızı yeşim taşı, lal

Tıkanıklık Durumu: Şiddet, kızgınlık, güvensizlik, korku, peklik, hemoroid,şişmanlık

Uyarma ve Dengeleme Yolu: Her gün bir süre toprak üzerinde oturmak, dans etmek.

OLUMLAMA:

* Kendi varoluşumu, kendi bedenimi ve bu Dünya’daki insani
varlığımı kabul ediyorum. Dünya’yı ve onun güzelliklerini sevgiyle
karşılıyorum.

* Dünyanın ve toprağın enerjisi beni besliyor ve bana şifa veriyor. Yaşamak çok
güzel.

* Dünya üzerinde güven, bolluk ve özgürlük içindeyim. Hayata güveniyorum.



Kök çakrasının fonksiyonu kişiyi fizik realiteye (bedene ve toprağa)
bağlamaktır. Bu çakrayla bağlantılı olan hal, katı, dengeli, pasif ve yere
bağlı hissetmektir.

'Ruhun (gemici) çapası' olarak da anılır. Omurilikte yer alan ve beden formunu korulan bir öz madde ile ilgili olduğu ve bu nedenle, düzenli çalışmadığında hastalıkların baş göstereceği, beden formunun çözülmeye ve bozulmaya başlayacağı söylenir.



Kök çakrasının denetimindeki beden bölgelerinde ortaya çıkan semptomlar veya gerginlikler, bu çakraya ilişkin kişisel bilinçlilikteki zaaflardan kaynaklanır. Bu çakraya ilişkin en tipik tezahür, korkudur. Korku yoğunlaştıkça, kişi, varlığının tehdit altında olduğu derecesinde bir panik hali yaşar.



Kök çakrasının dengeli çalışmasıyla ise, birey fiziksel varlığının bilincinde, bedeniyle ve fizik çevresiyle hoşnut, huzurlu ve dingindir. Bir anlamda, kişi bedeni içinde ve yeryüzünde "evinde" gibidir.



DALAK(HARA) ÇAKRASI

Sanskritçe: Svadisthana

('sevimlilik' anlamına gelen bir kelime.)

Yer: Karnın alt bölgesi

Renk: Portakal rengi

Element :Su

Fonksiyon: Üreticilik, (kadınlar için) cinsellik, arzu, haz

İçsel Hal :Fizik planda dengelenme, kendine güven, yaşama sevinci

Beden bölgesi :Rahim, böbrekler, üreme organları, dolaşım sistemi, idrar yolları

Duyu: Tat alma

Taşları: Kehribar , akik

Tıkanıklık Durumu: Cinselliğe ilişkin sorunlar, kıskançlık, sahiplenme, üreme organları ve idrar yolu rahatsızlıkları, belin alt bölgesinde ağrılar

Uyarma ve Dengeleme Yolu: Yaratıcılığınızı ifade etmek adına çeşitli uğraşılar edinmek, göbek dansı, yoga.

OLUMLAMA: 

* Hayatın yaratıcı akışının içinde ilerliyorum. Benim için
yaratıcılık eğlence ve keyif dolu bir süreç.

* Evrenin ilhamını ve üretkenliğini ve üreme yetisini kabul ediyorum.

* İçimdeki erkeği ve içimdeki kadını kabul ediyorum.

* İçimde dengeli şekilde akan eril ve dişil enerjiler ilişkilerimde uyum ve
bütünlük yaratıyor.



Dalak çakrasının fonksiyonu, kişinin fizik realitede yayılarak, üreterek ve
diğer canlılarla bağlantı içinde yaşamasını sağlamaktır.

Dalak çakrasının dengeli çalışmasında, kişi bir genişlemişlik hali, dinamizm ve spiral enerjinin yoğun akışını hisseder. Bu çakraya bağlı temel tezahür "özgürlük"dür.

Bu çakra beslenme ve cinselliğe yönelik bilinç alanıyla bağlantılıdır. Kişinin iç varlığıyla temasa geçip, bedeninin neye ihtiyaç duyduğunu, neleri haz verici bulduğunu farketmesini sağlar. Üreme fonksiyonu da dalak çakrasının denetimi altındadır.



Dalak çakrası, aynı zamanda kişinin duygu bedeniyle ve duygularını açığa vurabilme özelliğiyle de alakalıdır.



Kundalini enerjisi dalak çakrası üzerinden engellenmeden akabiliyorsa, kişide kendini koşulsuzca kabul etme ve sevgiye layık görme duygusu güçlenir. Toplum içinde rahat ve güvende hissederek, çevresindekilerle kolayca kaynaşır ve ortak yaratıcı aktivitelerde etkinleşir.

İkinci çakranın faaliyeti sinir sistemini ve beden ısısını etkiler. Beden-
zihin- gönül uyumuna katkıda bulunur.

Bu çakranın dengeli çalışmaması halinde, histeri krizleri, özellikle cinsellik alanında aşırı haz ve acı içeren deneyimlere yönelme görülebilir.
GÜNEŞ SİNİRAĞI(MİDE) ÇAKRASI

Sanskritçe: Manipura

('cevherlerin şehri' anlamına gelen bir kelime.)

Yer: Midenin giriş kısmı

Renk: Sarı

Element: Ateş

Fonksiyon: İrade, kararlılık, ikna yeteneği, kişisel güç, kahkaha

İçsel Hal: Heyecan, neşe, kızgınlık

Beden bölgesi: Kas sistemi, deri yapısı, güneş sinirağı bölgesi, kalın bağırsak, mide, karaciğer, gözler ve yüz ifadeleri

Duyu: Görme

Taşları: Altın, 'kaplan gözü' taşı

Tıkanıklık Durumu: İrade eksikliği, gücü yanlış kullanma, kızgınlık, korku,nefret, ülser, şeker hastalığı, anorexia (şişmanlıktan aşırı derecede nefret etmeye bağlı olarak yemekten kesilme) ve bulimia (kilo almamak için yedikten sonra çıkarma) türü beslenme bozuklukları

Uyarma ve Dengeleme Yolu: Göbek bölgesine masaj, diyafram nefesi

OLUMLAMA: 

* Otoritemi ve gücümü, doğal haliyle yaşıyor ve kullanıyorum.

* Kendime değer veriyor ve benim için iyi olanın ne olduğunu biliyorum.

* Tüm kararlarımın sorumluluğunu alıyorum.

* Sağlık, mutluluk ve ışığı seçiyorum.

* Kendimi seviyorum.



Üçüncü çakranın fonksiyonu, fiziksel enerjiyi ateşlemek ve kişinin bu enerjiyle uyumlanmasını sağlamaktır.

Güç ve irade odağı olan bu çakraya ilişkin duyum, ateşli bir canlılık halidir.



Güneş Sinirağı Çakrasıyla bağlantılı nitelikler, kontrol, güç, özgürlük,
zihinsel aktivite yoğunluğu ile kişinin kendisiyle ve edindiği rollerle uyum içinde olmasıdır.



Kundalini enerjisinin bu çakraya "vurması", göbek bölgesinde bir
nabız atışı şeklinde hissedilir. Bu çakranın aktivitesine bağlı olarak, kişi
yaşamı büyük bir kararlılıkla göğüsler. Ne yapmak istediğini iyi bilir ve istediğini gerçekleştirmek adına güçlü bir irade sergiler.



Üçüncü çakra, sindirim sistemiyle alakalıdır. Ayrıca zihinsel aktiviteyi ve
şuuraltını denetler. Bu çakranın etkisiyle kişi güçlü, atak ve girişimci bir
yapıya sahiptir. Dengeli çalışmaması durumunda, gurur, kıskançlık veya
"hayır" diyememe gibi zaaflar ortaya çıkar. Beden bazında ise aşırı
derecede şeker tüketimi görülür.



Bu çakra arındığında ise, kişi çevresiyle barış içindedir. Gücü doğru yönde kullanarak, her etkileşiminde tartışmak yerine öğrenmeyi hedefler.



KALP ÇAKRASI

Sanskritçe: Anahata

Yer: Göğüs bölgesi

Renk: Zümrüt yeşili

Element : Hava

Fonksiyon: Sevgi, bilgelik, denge, azim, sabır, haz

İçsel Hal: Şefkat, sevgi

Beden bölgesi: Kalp, kan dolaşımı sistemi, akciğerler ve tüm göğüs bölgesi

Duyu: Dokunma

Taşları:Zümrüt, pembe kuartz

Tıkanıklık Durumu: Astım, tansiyon sorunları, kalp ve akciğer rahatsızlıkları,

Uyarma ve Dengeleme Yolu: Meditasyon, yoga teknikleri, düzenli yüzme.

OLUMLAMA: 
 

* Sevgi benimle birlikte hareket ediyor ve beni yaşamın kaynağı ile birleştiriyor.

* Her acının bana kazandırdığı derinliği görüyor ve acıdan özgürleşiyorum.


* Sevgi ve ışık içinde, görünen görünmeyen tüm Yaratılmış Olan ile bir bütün olmayı seçiyorum.


* Kalbimi Gerçek, Sevgi ve Şükran hisleri ile dolduruyorum.


* Kendimi olduğum gibi kabul ediyor ve seviyorum.



Kalp çakrasının fonksiyonu, kişiyi evrensel sevginin yargısız, koşulsuz
titreşimlerine açmaktır. Kalp çakrasının duyumu bedene yayılan derin bir
sıcaklıktır.

Kişi kalbinin ritmiyle uyumlandığında ve bu sıcaklığı hissettiğinde, tüm
şifanın ve ruhsal gücün kaynağıyla bağlantı içinde olduğunu bilir. Sevinçle yaşamaya ve olanı koşulsuz kabul etmeye hazırdır. Yaşama duyduğu sevgi sayesinde kendisiyle ve çevresiyle barış içinde ve mutludur.



Kalp çakrasına ilişkin duyum "dokunma"dır, ancak bu, üçüncü çakranın
daha ziyade kişinin kendi bedenine yönelik algılarından farklıdır. Dokunulmaya yönelik hassasiyet, doğrudan bu çakrayla alakalıdır. Örneğin, kişi bir başkasını kucakladığında, bedenden öte, onun içindeki öz varlığın hissettiklerin farkında ise, kalp çakrası iş başında demektir.


GIRTLAK(BOĞAZ) ÇAKRASI

Sanskritçe: Vishuddi

Yer :Boynun alt kısmı

Renk :Parlak mavi
Element: Akaşa (ether)

Fonksiyon: Sanatsal yaratıcılık, iletişim, ifade, belagat

İçsel Hal: Sezgi, sentezleme

Beden bölgesi: Gırtlak ve boyun, kollar ve ellerThroat and neck, arms and hands, tiroid bezi

Duyu: İşitme

Taşları: Lapiz, mavi kuartz

Tıkanıklık Durumu: Boğaz ağrısı, gırtlak bölgesindeki bezlerin iltihaplanmas,
tiroid sorunları, guatr hastalığı, ifade güçlüğü

Uyarma ve Dengeleme Yolu: Şarkı söylemek, bilinçli nefes eksersizleri.

OLUMLAMA: 

* Düşüncelerimi, hissettiklerimi, isteklerimi rahatlıkla ve özgürce dile getirebiliyorum.

* Kendi gerçeğimde yaşıyorum. Hakikat ile yaşamak beni özgürleştiriyor.

* Kendime kendi gerçeğimi, diğerlerine de onların kendi gerçeklerini ifade etmeleri için izin veriyorum.

* Kendimi dinlemeyi biliyor ve iç sesime güven duyuyorum.

* Yaşamın güçlükleri ile karşılaştığım her deneyimde irademi güçlendiriyorum.

* Deneyimlerimi paylaşmayı ve açık olmayı seviyorum.




Gırtlak çakrasının fonksiyonu iletişim ve etkileşim bazında beslediğimiz
korkuların giderilmesine yöneliktir. Bu çakraya ilişkin duyum, bir rezonans içinde titreşmektir.

Asal güç 'söz'dür. Kişi korkularından, güçsüzlük sığınağından ve gururundan kurtulduğunda, büyük bir güvenle ve cesaretle gerçek olanı dile getirmeye başlar.



Bu çakranın dengeli çalışması durumunda, kişi sessizliğin gücünü hisseder, sessizliğin sesini duymaya başlar. Dinlemeyi öğrenir ve sözü dinlenir. Ne zaman konuşması, ne zaman susması gerektiğini bilir ve söylediği her şey gerekli etkiyi yaratacak niteliktedir.



Gırtlak çakrası, aynı zamanda kişinin sezgilerini dinlemeye başlaması ile
ilgilidir. Kişi, sezgileri sayesinde yaşamın akışıyla mükemmel bir uyum içine girer. Özel bir çabaya gerek olmadan evrenin gereksinimlerini karşılayan imkanları karşısına çıkardığını, dileklerinin gerçekleştiğini görür.



Bu çakra, kişinin farklı bir gerçeklik alanını idrak ettiği bilinç halinin ilk
aşamasıdır. Metafizik açıdan, gırtlak çakrası kişinin ruhsal amacını fizik
planda somutlaştırması ile alakalıdır. Başka bir ifadeyle, bu çakra, fiziksel realitenin tezahür ettiği matriksel yapıdır, fiziksel ve ruhsal boyut arasındaki geçiş kapısıdır.


ALIN(veya Üçüncü Göz) ÇAKRASI

Sanskritçe: Ajna

Yer: İki kaş arasında

Renk: İndigo, Çivit Mavisi

Element: Işık

Fonksiyon: Direkt algılama, sezgi, hayal gücü, imgeleme, konsantrasyon

İçsel Hal: Kişisel bütünlük

Beden bölgesi: Gözler, beynin sol ve sağ lopları, alın ve şakaklar

Duyu: Duyu ötesi algılama 

Taşları:Ametist

Tıkanıklık Durumu: Başağrıları, kabuslar, görme bozuklukları, konsantrasyon
eksikliği

Uyarma ve Dengeleme Yolu : Meditasyon, kontrollü imgeleme

OLUMLAMA: 
* Her durum ve her yaşantının büyümek ve iyileşmek için bir fırsat yarattığını biliyorum.

* Kendimi yeni enerjilere, yeni insanlara ve yeni deneyimlere sevgiyle
açıyorum.

* İçsel rehberliğim ve derin bilgeliğimi tanımak üzere kendimi tamamen
açıyorum.

* Coşku, iyileşme ve mutluluk kapasitemin sınırsız olduğunu biliyorum.

* Zihnimde berraklık yaratıyor ve vizyonumu genişletiyorum.


'Bilinçli Farkındalık Merkezi' olarak da bilinen üçüncü göz çakrası, beş duyu ötesi algıların, zaman ve mekanı aşan düşüncenin merkezidir.

Bu çakranın fonksiyonu, barış ve huzurun doğal bir şekilde tezahür ettiği
odaklanmayı sağlamaktır. Bu çakrayla bağlantılı olarak zihin, gerçek olana yönelir.



Zihin, ikiliğin ötesindeki birlik haline odaklandığında, rasyonel aklın
sınırlamaları aşılmış olur. Kişi içe doğma, sezgisel biliş gibi psişik halleri
deneyimlemeye başlar. Kendi gerçeğinin farkına vararak, içsel gücünün
rehberliğinde, realitesini yaratmada aktif bir rol oynamaya başlar.



Alın çakrası, varlığımızın içsel boyutlarıyla ve ruhsallık veya ruhsal
perspektif denilen yönelimle bağlantılıdır.



Gerçek motivasyonlarımızın kaynağı olan bu çakra, davranışlarımızı ve böylece yaşamımızı belirleyen üst bilinç seviyesini temsil eder. Bu bilince erişen kişi, fizik alemindeki her olguyu, ilgili varlık birimlerinin ortak düşünce alanının bir tezahürü olarak görür.
TEPE ÇAKRASI

Sanskritçe: Sahasrara

('bin katlı') anlamına gelen bir kelime.)

Yer: Başın üst (bıngıldak) bölgesi

Renk: Mor

Element: Beyaz ışık

Fonksiyon: Birlik

İçsel Hal : Vecd hali

Beden bölgesi: Başın üst bölgesi, beyin, sinir sistemi

Duyu: Empati, birlik

Taşları:Elmas, kuartz kristal

Tıkanıklık Durumu: Yabancılaşma, depresyon, ayakların yere basmaması, kaynakla bağlantının kesilmesiyle sezgi kanallarının tıkanması

Uyarma ve Dengeleme Yolu: Meditasyon, kontrollü imgeleme, enerji çalışmaları

OLUMLAMA: 
* Evrenin gücü her zaman içimde, üzerimde ve etrafımdadır.

* Olmakta olan herşeyin en yüksek hayrı taşıdığını biliyorum.

* Kendimdeki kutsal ruhu onurlandırıyor ve koruyorum.

* Hayatımdaki en yüksek görevimi tamamlayacağımı biliyorum.

* Bana verilmiş hayat ve olduğum kişi olduğum için şükran doluyum.



"Kozmik Bilinçlilik- Ben O'yum" merkezi olarak da bilinir.

Yedinci çakranın fonksiyonu, kişinin sonsuz bilinç alanına açılımını
sağlamaktır. Bu çakraya ilişkin duyum, birlik, huzur, arınmışlık ve zaman/mekan ötesi bir dinginliktir.



Bu çakrayla gelen, bilinçlilik ve aydınlanma halidir. Tepe çakrasının
açılmasıyla, kişi üçüncü boyut realitesine ait fiziksel duyumların, formsal
kalıpların, sınırlı inanç ve düşünce sistemlerinin ötesine uzanır. Çok farklı bir enerji alanıyla bağlantı kurar ve bu enerjiyle bütünleşir. Bilinmeyen 'bilinen' olur. Yaşamın transandantal (aşkın) anlamı idrak edilir.



Kişi bütünden ayrı olduğunu yanılgısını besliyorsa, tepe çakrası kapalıdır. Bu durumda, adeta bir kabuk içine hapsedilmiş gibi, yoğun bir yabancılaşma ve yalnızlık içine düşer. Çevresiyle bağlantı kurması çok zorlaşır. İşte 'cehennem' budur.
ÇAKRA ÇALIŞMASI 
Çakralarımızın düzgün çalışmasını sağlamak için ses çalışması da yapabiliriz. tabiki diyafram nefesiyle birlikte. Şimdi rahat bir yere oturun bağdaş kurun ve sırayla a,e,i,o,u,m seslerini çıkarın hangi seste titreşim bozuluyorsa o çakra kirlenmiştir. Bunu her gün 10 dk yapın.
  Kök çakranın sesi yoktur.

  A........HARA ÇAKRASI

  E........GÜNEŞ SİNİR AĞI ÇAKRASI

  İ........KALP ÇAKRASI

  O........BOĞAZ ÇAKRASI

  U........ALIN ÇAKRASI

  M........TEPE(TAÇ) ÇAKRASI

 
7 ANA ÇAKRAYI KAPATAN OLUMSUZ DUYGULAR.

1. ÇAKRA : KIZMA, GÜCENME, SERTLİK
2. ÇAKRA : AŞIRI UCA GİTTME , SUÇLULUK
3. ÇAKRA : ÖFKE ,AÇGÖZLÜLÜK , HIRS
4. ÇAKRA : KORKU , BAĞIMLILIK
5. ÇAKRA : İNKAR , YALANLAMA , SERTLİK
6. ÇAKRA : ZİHİNSEL KARMAŞA , BUNALIM
7. ÇAKRA : ACI , IZDIRAP , KEDER

 
           Araştırmalarımın sonucunda şunu söylemek istiyorum.Unutmayalım ki yaşam içinde olumsuz olarak gördüğümüz birçok şeyle karşılaşacağız önemli olan o girdaba kapılmadan girdabı seyredebilmektir.Olumsuz düşünceler, öfke, yalan. kin, şirk.isyan,sabırsızlık, kibir, şehvet, dedikodu, zulüm, küfür, yargı, riya, kıskançlık, hırs, fitne, tembellik, iptila, ve en önemlisi sevgisizlik çakralarımızın tıkanmasına yol açar ve böylece enerji noktalarımızın akışı engellenir ve hasta oluruz.Olaylara kabul, hoşgörü ve sevgiyle yaklaştıgımız sürece tüm negatiflerin üstesinden gelebiliriz ve tabi ki sağlığımızı koruyabiliriz. Sevgiyle kalın...

 


Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam139
Toplam Ziyaret370520
Site Haritası